Rojin Kabaiş’in ölümünün aydınlatılması için özel cihaz gönderildi! Sinyaller tespit edilecek

Img

Van’da kaldığı yurttan ayrıldıktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümüne dair yürütülen soruşturmada iki yıl sonra kritik bir teknik aşamaya geçildi. Dosyadaki “akciğerde su bulunmaması” ve “göğüs ile vajina bölgesinde 2 erkeğe ait DNA tespiti” gibi resmi bulgulara rağmen yerel makamların “suda boğulma” iddiasını sürdürmesi üzerine aile avukatları eksik bırakılan adımların peşine düştü. Adalet Bakanlığı tarafından soruşturma dosyası için gönderilen özel cihazla, olayın yaşandığı gece bölgede bulunan baz sinyalleri tek tek taranarak şüphelilerin tespiti amaçlanıyor.

“DAHA ÖNCE BUNLARI YAPMAMIŞLAR, İKİ SENEDİR CAN ÇEKİŞİYORUM”

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te yurttan ayrıldıktan sonra kaybolmuş ve 15 Ekim 2024’te Van Gölü kıyısındaki Mollakasım Mahallesi sahilinde cansız bedeni bulunmuştu. Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi’nin 10 Ekim 2025’te dosyaya giren raporunda Kabaiş’in göğüs ve vajina iç bölgesinde 2 ayrı erkeğe ait DNA tespit edildiği belgelendi. Nakil ve inceleme sürecinde cenazeye temas etme ihtimali olan üniversite ile yurt güvenliği görevlilerinin de aralarında bulunduğu 413 kişiden DNA örneği toplandı.

Yeni avukatları Abdurrahman Karabulut ile birlikte Van’a giderek savcılıkla görüştüklerini belirten baba Nizamettin Kabaiş, geçmiş dönemde yapılmayan incelemelerin dosyada büyük eksiklik yarattığını ifade etti. Kabaiş, soruşturmadaki yeni teknik aşamayı şu sözlerle anlattı:

“Daha önce diatom testi yapılmamıştı. Yeni avukatımız savcıdan bunu talep etti. Kameralar, beyaz araba, oda arkadaşının ifadesi gibi konuların üzerinde avukatımız duruyor. İnşallah olay çözülür. Çok eksik var. Daha önce bunları yapmamışlar. 2 senedir ben can çekişiyorum, acı çekiyorum. Evladımı katletmişler. Avukatımız Abdurrahman Karabulut üç gün Van’da kaldı. Onunla birlikte ben de gittim, savcılıkla görüştük. O kamera kayıtları, Rojin kaç gün orada kalmış, nereden nereye gitmiş, kiminle berabermiş; o kayıtların kopyasını aldı. Evde şu anda onları izliyor. Diatom testinin yapılmasını da talep etmiş. Yeni Adalet Bakanının da büyük emeği var. Dosya için cihaz göndermiş. Biz bunu da öğrendik savcıdan. O cihazla yani telefon sinyali yapılacak. O gece kimin telefonu orada sinyal vermişse onun ifadesi alınacak. Ondan sonra DNA testine bakılacak. Telefon sinyallerine bakılırsa olay kolaylıkla çözülür. Çözülmeyecek bir olay değil. Ama bize niye bu kadar acı çektiriyorlar?”

“SÜREKLİ ‘SUDA BOĞULMA’ DİYORLAR AMA AKCİĞERİNDE SU YOK”

Soruşturmanın yürütülme şekline ve “suda boğulma” mütalaasına tepki gösteren baba Kabaiş, resmi rapordaki verilerin bir cinayeti işaret ettiğini vurguladı. Gerekirse son aşamada fethi kabir (mezarın açılması) işlemi yapacaklarını belirten Kabaiş, yerel idarecilerin tutumunu eleştirerek şunları söyledi:

“Değil 2 sene, arada 50 sene de geçse ben gene bu davanın peşini bırakmayacağım. Benim canıma da mal olsa ben mücadeleme devamğeceğim. Çünkü sürekli tehdit mesajları geliyor. Gönderenler kendilerince ‘Biz tehdit mesajı göndersek belki bu vazgeçer’ diyor, ama kesinlikle vazgeçmeyeceğim. Yani ben de ailem de çocuklarım da zor durumdayız. Bunun bir cinayet olduğu bellidir. 2 erkek DNA’sı tespit edilmişse bunun neresi intihardır? Her iki yönde de çalışma yapılıyor ama bu bir cinayettir. Kabrinin yeniden açılması tabii ki zor olacak ama belirsizlik daha zordur. Yani bir ölümün sebebi belli olmasa o daha zordur. Sürekli dile getiriyorlar ‘Suda boğulmadır’ diye. Mütalaa da bu şekilde. Mecbur, son noktaya gelirse kabri açacağız. Avukatla beraber biz bunu dile getirdik. Yani Rojin’in başına ne geldi biz halen daha bilmiyoruz. Erkek DNA’sı tespit edilmiş. Akciğerinde su yoktur. Bunlar büyük delil, kanıttır. Cumhuriyet başsavcısına da söyledim, ricada bulundum. Dedim ‘Artık daha yeter, bu dosyayı toparlayın’ diye. Açıklayın dedik. Akciğerinde su olmadığı resmi olarak dosyada yazıyor. Onu da bizimle paylaştılar avukatlar. Ama bazı yetkililer, Van’da yerel yetkililer, oradaki yetkililer istemiyor. Bu olayın çözülmesini istemiyorlar. Özellikle Van Üniversitesi’nin yönetimi, rektör ve oradaki müdürler, güvenlik amiri. Çünkü onların büyük ihmalleri vardır. Görevini kötüye kullanmışlar. 17 saat sonra bize haber verdiler.”

“ASKERDEKİ OĞLUMA BİLE TEHDİT MESAJI GELİYOR, SESİMİ ANKARA DUYSUN”

Adalet arayışları sırasında tüm aile fertlerinin can güvenliği endişesi taşıdığını ve sistematik tehditlere maruz kaldıklarını belirten Nizamettin Kabaiş, devlet yetkililerinden bu tehditlerin de soruşturulmasını talep etti. Fail ya da faillerin bulunması için çağrısını yineleyen baba Kabaiş konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Sürekli Van’a gidip geliyorum. Ankara’ya gidip geliyorum. Çocuklarım acı çekiyor. Benim oğullarımdan bir tanesi askere gitti. Hala ona tehdit mesajı geliyor. Biz bunu sürekli devlete söylüyoruz, ricada bulunuyoruz. Yani bir önlem alınsın. Bu tehdit eden kişileri de bulabilirler. Acaba o katillerle bir bağlantısı var mı yok mu diye. Bu neden tespit edilmiyor? Benim sesimi, Ankara duysun.” (DHA)

yok

Author: Serkan Yıldız